inicio mail me! sindicaci;ón

"Uyku" arşivi

amanda rigg

Amanda’nın aramızdan alınışının 8. senesi. Aşağıda ki yazı hala onu hatırladığızı ve andığımızı göstermek için 8. kez burada.

10 Eylül tarihinde Taksim’deki intihar saldırısında yaralanan Avustralya’lı turist o bir çoğunuz için, bizim için fazlasıydı. 1 senemiz onsuz geçti. O günden bu güne hala kelimeler anlatamıyor bazı şeyleri.

O sebeple, 10 Eylül gecesi, O hala yaşam savaşı verirken yazdığım bir yazıyı ekleyeceğim aşağıya, ne yazıkki yazıyı yazdıktan 15 saat sonra kaybettik onu.

Amanda RIGG

Türk insanı ve yaşayış tarzını çabuk öğrenmek için her zaman otobüslerde yolculuk eder, az biraz Türkçe’siyle konuşmaya çalışırdı. Türkçesini ilerletmek için Taksim’de bir kursa bile yazıldı.

1 sene önce geldiği ve uzun süredir gerçekleştirdiği dünya turunun Türkiye ayağında tanıştığı Murat’la nişanlandı, Murat’ın ısrarı üzerine Grafikerlik eğitimi tamamlamak üzere Avustralya’ya döndü.

2 ay önce yeniden Türkiye’ye geldi. Bu sefer Murat’la beraber aşklarını doyasıya yaşamaya çalıştılar. Türkiye’de kalmaya karar verdi…

Türk insanı ve yaşayış tarzını çabuk öğrenmek için her zaman otobüslerde yolculuk eder, az biraz Türkçe’siyle konuşmaya çalışırdı. Türkçesini ilerletmek için Taksim’de bir kursa bile yazıldı.

10 Eylül günü kurs çıkışında, Gümüşsuyundan Taksime gitmek üzere yürümeye başladı, otobüse binip evine gelecekti. Murat’ın defalarca “Taksiye bin” laflarına kulaklarını tıkadı.

Psikopat’ın tekinin saçma ideolojik görüşleri uğruna yanında bir bomba patladı. 23 yaşına henüz giren bu yetenekli solak grafiker’in artık sol kolu yok, ben bu satırları yazarken akciğerinden ameliyat oluyor. Tam 6 saattir insanlarını çok sevdiği bu ülkenin, garip bürokrasisi ve bir o kadar garip(!) hastanelerinde yaşam mücadelesi veriyor.

Amanda RIGG henüz 23 yaşında, ve inşallah çok yakında benim akrabam olacak. Hayatımda gördüğüm en yetenekli insan olarak onunla konuştuğumuz gibi tasarım stüdyosu açacağız.

Amanda RIGG (23), Grafiker.. Yengem
03:09:02, 11 Eylül 2001

2555 gün

10 Eylül 2001 gecesi, Amanda henüz hayattayken yazdığım yazı.. 7. senesinde 7. kez burada…Türk insanı ve yaşayış tarzını çabuk öğrenmek için her zaman otobüslerde yolculuk eder, az biraz Türkçe’siyle konuşmaya çalışırdı. Türkçesini ilerletmek için Taksim’de bir kursa bile yazıldı. 1 sene önce geldiği ve uzun süredir gerçekleştirdiği dünya turunun Türkiye ayağında tanıştığı Murat’la nişanlandı, Murat’ın ısrarı üzerine Grafikerlik eğitimi tamamlamak üzere Avustralya’ya döndü.
2 ay önce yeniden Türkiye’ye geldi. Bu sefer Murat’la beraber aşklarını doyasıya yaşamaya çalıştılar. Türkiye’de kalmaya karar verdi…

Türk insanı ve yaşayış tarzını çabuk öğrenmek için her zaman otobüslerde yolculuk eder, az biraz Türkçe’siyle konuşmaya çalışırdı. Türkçesini ilerletmek için Taksim’de bir kursa bile yazıldı.

10 Eylül günü kurs çıkışında, Gümüşsuyundan Taksime gitmek üzere yürümeye başladı, otobüse binip evine gelecekti. Murat’ın defalarca “Taksiye bin” laflarına kulaklarını tıkadı.

Psikopat’ın tekinin saçma ideolojik görüşleri uğruna yanında bir bomba patladı. 23 yaşına henüz giren bu yetenekli solak grafiker’in artık sol kolu yok, ben bu satırları yazarken akciğerinden ameliyat oluyor. Tam 6 saattir insanlarını çok sevdiği bu ülkenin, garip bürokrasisi ve bir o kadar garip(!) hastanelerinde yaşam mücadelesi veriyor.

Amanda RIGG henüz 23 yaşında, ve inşallah çok yakında benim akrabam olacak. Hayatımda gördüğüm en yetenekli insan olarak onunla konuştuğumuz gibi tasarım stüdyosu açacağız.

Amanda RIGG (23), Grafiker.. Yengem

işaret

bir işaret lazım; vazgeçilmeye alışık bünyemin, vazgeçmeden vazgeçmesi için. belirsizlik o kadar büyük, o kadar sıkıcı duruma geldi ki, zorlanıyorum üzerine konuşmakta. bencillik ya da şımarıklık gibi geliyor bir yandan böyle yorumlarım, ama 3 ayın ve onlarca badirenin ardından, konuştuğumda bir gün sesindeki neşeyi duyarken, ertesi gün tamamen yabancı olmak çok zor.

bir işaret lazım; vazgeçmemek için.

my way

yes there were times i’m sure you knew
when i bit off more than i could chew
but through it all
when there was doubt i ate it up
and spit it out
i faced it all and i stood tall
and did it my way

6. sene,…

10 Eylül 2001 gecesi, Amanda henüz hayattayken yazdığım yazı.. 6. kez burada…Türk insanı ve yaşayış tarzını çabuk öğrenmek için her zaman otobüslerde yolculuk eder, az biraz Türkçe’siyle konuşmaya çalışırdı. Türkçesini ilerletmek için Taksim’de bir kursa bile yazıldı. 1 sene önce geldiği ve uzun süredir gerçekleştirdiği dünya turunun Türkiye ayağında tanıştığı Murat’la nişanlandı, Murat’ın ısrarı üzerine Grafikerlik eğitimi tamamlamak üzere Avustralya’ya döndü.
2 ay önce yeniden Türkiye’ye geldi. Bu sefer Murat’la beraber aşklarını doyasıya yaşamaya çalıştılar. Türkiye’de kalmaya karar verdi…

Türk insanı ve yaşayış tarzını çabuk öğrenmek için her zaman otobüslerde yolculuk eder, az biraz Türkçe’siyle konuşmaya çalışırdı. Türkçesini ilerletmek için Taksim’de bir kursa bile yazıldı.

10 Eylül günü kurs çıkışında, Gümüşsuyundan Taksime gitmek üzere yürümeye başladı, otobüse binip evine gelecekti. Murat’ın defalarca “Taksiye bin” laflarına kulaklarını tıkadı.

Psikopat’ın tekinin saçma ideolojik görüşleri uğruna yanında bir bomba patladı. 23 yaşına henüz giren bu yetenekli solak grafiker’in artık sol kolu yok, ben bu satırları yazarken akciğerinden ameliyat oluyor. Tam 6 saattir insanlarını çok sevdiği bu ülkenin, garip bürokrasisi ve bir o kadar garip(!) hastanelerinde yaşam mücadelesi veriyor.

Amanda RIGG henüz 23 yaşında, ve inşallah çok yakında benim akrabam olacak. Hayatımda gördüğüm en yetenekli insan olarak onunla konuştuğumuz gibi tasarım stüdyosu açacağız.

Amanda RIGG (23), Grafiker.. Yengem

Bir Senaryonun aşaması olarak : Siesta

Çok acayip rüyalar gördüğümü biliyorsunuzdur, dönem dönem yazıyorum da, bugün siesta yaparken tatlı tatlı, hollywood senaryosu gördüm,..

4 üniversiteye giden genç-1 kız 3 erkek-, aynı evi paylaşıyorlar. Kız erkeklerden birisiyle sevgili, kalan iki erkekten birisi eşcinsel diğeri ise içine kapanık. Hepsinin yakınları nedense aynı haftasonunda bunları ziyaret etmeye karar veriyorlar, çok katastrofik bir tecrübe 4′ü içinde. Kızın annesi çok ünlü, babası ise annesinin ününün altında ezilmiş aslen başarılı bir işadamı. İçine kapanık çocuğun babası aşırı dinci, çocuğun abisiyle beraber ziyarete geliyor. Eşcinsel olan çocuğun anne-babası geliyor, bir de lise son sınıftaki kız kardeşi, evlilik çatırdıyor ama, çok sorunlular. Kızın sevgilisi olan çocuğun ailesi ise, örnek aile kapsamında gözüküyor(!), çocuğun 15 yaşındaki erkek kardeşiyle beraber geliyorlar.

Ciddi ciddi böyle karakterleri tanıyacak kadar ayrıntılı gördüm rüyayı, ilk aşamada “gelmesinler yahu” diye yapmadıkları şey yokken, sonra battı balık yan gider hesabı, bari parti verelim, ortalık karışsın, hiç birimize odaklanılmasın diyorlar. Çok çılgın olaylar oluyor tabi, şahane eğlendim gene..

- İçine kapanık olan gencin abisi, eşcinsel çocukla takılıyor.
- Eşcinsel çocuğun, 17 yaşındaki kız kardeşi, örnek ailenin 15 yaşındaki oğluyla takılıyor
- Dinci eleman, sabaha karşı koyverip, ünlü anneyle sigara(!) tüttürüyor.
- Çatırdamakta olan aile işleri yoluna koyarken, başarılı iş adamı, örnek ailenin annesiyle takılıyor.
- ….

Buradaki “takılıyor” mevzusu, seks değil illaki, sapıtmayın. Ama karakterlerin falan konuşması, 8-9 saatte yaladıkları değişimi izlemek falan çok eğlenceliydi.

Sevgili Wes Anderson, bir zahmet irtibata geçelim, yorum bırak aşağıya, görüşelim..

Tehlike’nin Farkında mıyız?

Tehlikenin Farkında mısınız?

Böyle bir kampanya var ya, neden böyle bir kampanyaya ihtiyaç olduğunu şuradan izleyip, buradan okuyabilirsiniz ayrıntılı.

Şimdi bu adamlara ne desek boş, ne yapsak boş,..

Şöyle anlamlı bir şiir var konuyla ilgili, üstüne alınanlar olur mu bilemiyorum ama..

Be Hey Dürzü!

Ne ararsın tanrı ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın?
Hakikaten gözün yoksa haramda
Başı açığa neden türban sorarsın?

Rakı, şarap içiyorsam sana ne,
Yoksa sana bir zararım, içerim.
İkimiz de gelsek kıldan köprüye
Ben dürüstsem, sarhoşkende geçerim.

Esir iken mümkünmüdür ibadet.
Yatıp kalkıp Atatürk’e dua et.
Senin gibi dürzülerin yüzünden,
Dininden de soğuyacak bu millet.

İşgaldeki hali sakın unutma,
Atatürk’e dil uzatma sebepsiz.
Sen anandan yine çıkardın amma,
Baban kimdi bilmezdin şerefsiz…

çocuğun okul zamanı geldi

Hepi Börtdeyhani derler ya, çok büyüdüğünüzü vurgulamak için, “ulan eşek kadar adam oldun, evlensen çocuğun olur” -sanki çocuk yapmak için evlenmek lazım illaki, sevişmek kafi halbuki- işte ben o yaşı geçeli çok oluyor, erken ergenliğinde etkisi büyük tabi ama, bugün itibariyle “çocuk okula başladı” yaşındayım, işin kötüsü çocuk okula başladı ben henüz okulu bitiremedim,..

Cevahir Alışveriş Sirki

Haberiniz var mı bilmiyorum ama, İstanbul’da ki en büyük alışveriş merkezi sıfatıyla açılan Cevahir Alışveriş Merkezinde son 15 gün içerisinde iki can gitti. İlki 16 yaşında bir çocuk/genç, ikincisi ise henüz 3.5 yaşında bir kız çocuğu. İkiside Yürüyen merdivenlerin kurbanı oldu ve 4. kattan düşerek vefat ettiler.

İlk olay olduğunda, hergün 50.000 küsür insanın ziyaret ettiği Cevahir Alışveriş Merkezine, ancak 15 dakika sonra bir sağlık ekibi geldi. Neden çünkü bu kadar çok insana hizmet(!) eden Alışveriş Merkezinde herhangi bir gelişmiş sağlık birimi yoktu.

Sanıyorum ki derslerini almış olmalılar ki ikinci olayda daha çabuk müdahale oldu, ama sorun şu ki, kitabın yanlış yerine çalışmışsınız SALAKLAR. Daha o konuya gelmeden evvel, çalışmanız gereken yürüyen merdivenlerin güvenliği vardı. Sorun çıkartan noktayı çözmüş olsaydınız, sağlık görevlilerinin koşuşturmasına gerek kalmazdı.

Bütün bunların yanında, bu iki canın yitirilmesinin ardından Cevahir Alışveriş Merkezinin yöneticisi Aydoğan Cevahir -soyismi neden yönetici olduğunu açıklıyor değil mi- şöyle bir açıklamayı yapmayı uygun bulmuş:

Bu ülke insanının eğitimiyle ilgili bir konu. Geçen defa da bir kişi merdivenden geri yürürken düşmüştü. Burası sirk değil çarşı.”

Pek sevgili Aydoğan Cevahir, hata biz de değil ama, en üste SOYTARI koyarsanız pek tabii ki herkes Sirk zanneder orayı…

fındık yağıyla ilk günün ardından

2. güne başladım ben, hemen ilk gün tecrübelerimi yansıtayım.

Sabah uyanınca, bir bardak ılık su içip, ardından 2.5 yemek kaşığı-benim aldığım ÇOTANAK marka fındık yağında, 1 yemek kaşığında 145 kcal olduğu belirtiliyor, 2.5 yemek kaşığı yeter miktar gibi göründü- fındık yağı tükettim, hemen ardından bir bardak su daha. aç karnına içtiğimden, birde hafif uyku’nun “içmesi iğrenç” falan dediği için stres yaptığımdan falan korksamda, gerçekten tatsız ve yağ gibi olmayan bişi fındık yağı. hemencecik gitti.

ama sabah mideye ilk sokulacak şey olmadığını düşünüyorum çünkü yaklaşık 1-2 saat sonrasına kadar birşey yiyemiyorsunuz ve boş mideye günün ilk 2 saatinde sadece yağ sokmak pek doğru gelmedi bana. bugün azıcık nesfit yiyip, denedim, çok daha rahat olacak gibi..

etkisi var mı peki iştaha, kesinlikle var. gün boyunca çok ama çok zor acıktım. daha önceki diyetisyen destekli diyet tecrübemden de yararlanıp biraz ukalalık yapmak gerekirse:

  1. çok zor acıkıyorsunuz, ama misal aileyle yemek yerken “aman tabakta kalmasın yahu çok doydum ama” diye bişi diyip yemek yemeğe devam ederseniz pek etkisi olmayacak gibi. öğle yemeğinde ben aynı hatayı işledim ve gece 10′a kadar hiç açlık hissetmedim, ama sonra ne oldu? gecenin bir yarısı kepek ekmeğe tost yapmak durumunda kaldım :)
  2. tavsiyem, yemek tabağına yemeğinizi azar azar koyun, 1 tabağı doldurmaktansa, 2-3 kere azar azar almak çok daha keyifli, hem yemeği yapan kişide yemeğini çok sevdiğinizi sanıyor :)
  3. doyduğunuzu hissettiğiniz an, durun, zorlamanın lüzumu yok, çok çabuk bu hissiyatı yaşayacak gibiyiz o yüzden şaşırmaya alışın
  4. ufak porsiyonlar, çabuk doyuruyorlar ama, acıkırsak abur cubur yerine, ufak light meyveli yoğurtlardan falan bulunurmak gerekli gibi. “ayh az bişi yedim, şimdi bi tost yapayım” yerine bir meyveli yoğurt sizi bir sonraki öğüne kadar tutacaktır.

sözün özü, ilk günün ardından memnunum ben gayet.

Next entries »