Jim Carrey‘in yeni filmi Yes Man‘i izleme fırsatı buldum bu akşam, öncelikle belirtmeliyim ki, film eğlenceli. Kasıklarınıza ağrı sokacak kadar güldürmüyor belki ama kesinlikle eğlenceli. Zooey Deschanel çooo-ooo-ook güzel, bir o kadar sevimli. Ya da çok sevimli ve bir o kadar da güzel. Hangisi daha ön planda karar verebilmiş değilim henüz ama olmuş kendisi, tebrik ediyoruz katkısı bulunan ebeveynlerine..
Filmin ilk 20-30 dakikasından sonra neler olabileceğini tahmin edebiliyorsunuz, şaşırtarak güldürmek filmin iddialı olduğu bir mevzu değil-belki bir sahne dışında- lakin klişeler üstünden yürümesi bile filmin komik/eğlenceli olmasını engellememiş.
Muhtemelen 2 hafta sonra gösterime girecek, hazır havalarda buz gibiyken 1-2 saatinizi geçirebileceğiniz keyfli bişi yapmış adamlar. Zooey’de çok güzel, evet güzel..
Filmin Konusu
Carl, bir banka da kredi onaylamakla ilgilenen bir memurdur, uzuun zamandır yaptığı işi, 3 sene önce ayrıldığı eşi ve ihmal ettiği arkadaşlarıyla son derece tek düze ve içine kapanık bir hayat sürmektedir. Hayatı, eski iş arkadaşı olan Nick’in tavsiyesiyle katıldığı bir seminerle değişir, artık hayatın ona sunduğu bütün fırsatlara EVET demek zorundadır. En olmadık durumlar karşısında bile evet diyebilmeyi başaran Carl bir süre sonra işin bokunu çıkarır ve olaylar gelişir.
Çok acayip rüyalar gördüğümü biliyorsunuzdur, dönem dönem yazıyorum da, bugün siesta yaparken tatlı tatlı, hollywood senaryosu gördüm,..
4 üniversiteye giden genç-1 kız 3 erkek-, aynı evi paylaşıyorlar. Kız erkeklerden birisiyle sevgili, kalan iki erkekten birisi eşcinsel diğeri ise içine kapanık. Hepsinin yakınları nedense aynı haftasonunda bunları ziyaret etmeye karar veriyorlar, çok katastrofik bir tecrübe 4′ü içinde. Kızın annesi çok ünlü, babası ise annesinin ününün altında ezilmiş aslen başarılı bir işadamı. İçine kapanık çocuğun babası aşırı dinci, çocuğun abisiyle beraber ziyarete geliyor. Eşcinsel olan çocuğun anne-babası geliyor, bir de lise son sınıftaki kız kardeşi, evlilik çatırdıyor ama, çok sorunlular. Kızın sevgilisi olan çocuğun ailesi ise, örnek aile kapsamında gözüküyor(!), çocuğun 15 yaşındaki erkek kardeşiyle beraber geliyorlar.
Ciddi ciddi böyle karakterleri tanıyacak kadar ayrıntılı gördüm rüyayı, ilk aşamada “gelmesinler yahu” diye yapmadıkları şey yokken, sonra battı balık yan gider hesabı, bari parti verelim, ortalık karışsın, hiç birimize odaklanılmasın diyorlar. Çok çılgın olaylar oluyor tabi, şahane eğlendim gene..
- İçine kapanık olan gencin abisi, eşcinsel çocukla takılıyor.
- Eşcinsel çocuğun, 17 yaşındaki kız kardeşi, örnek ailenin 15 yaşındaki oğluyla takılıyor
- Dinci eleman, sabaha karşı koyverip, ünlü anneyle sigara(!) tüttürüyor.
- Çatırdamakta olan aile işleri yoluna koyarken, başarılı iş adamı, örnek ailenin annesiyle takılıyor.
- ….
Buradaki “takılıyor” mevzusu, seks değil illaki, sapıtmayın. Ama karakterlerin falan konuşması, 8-9 saatte yaladıkları değişimi izlemek falan çok eğlenceliydi.
İnanılmaz sıkıldım filmden, hemen en başta söyliyeyim. Pek tabii ki konuşup, dövüşen üstelik bunları yaparken alevler içerisinde olan bir iskeletin başrolde olduğu bir filmden, hayatın anlamını çıkartmayı beklemiyordum ama, Nicholas Cage, Johnny Blaze rolünde, Face Off’taki rolünün devamında gibi, aynı hareketler binbir türlü. Kelleşmiş bi de, “kask taka taka kafada saç kalmadı” şeklinde bir savunması olsa da, yemezler abicim, açılmış işte arkadan…
Eva Mendes’in göğüsleri güzel, dudakları güzel,.. o kadar, bizde ki, neydi o Keremcem’in karşısında rol yapan boxer güzeli hatun, o bile daha iyi rol yapar ki, bakın ne diyorum “o bile”..
Filmin ilk yarısı çekilebilir gibi duruyordu, ama 2. yarıda klişeler ve salaklıklar inanılmaz derecede rahatsız ediyor, Marvel uyarlamalarında Jennifer Garner’a rağmen nefret ettiğim Electra ile, Ben Affleck’e rağmen az bişe hoşuma giden Daredevil arasına koyuyorum bu filmi.. Sondan ikinci oldu malesef, aksi gibi salak amerikalılar 4 günde 51 milyon$ kazandırdılar bu filme, ne demek bu farkındasınız di mi, 2.si gelir bunun… Off of..
İşe başladığım son 5 haftadan beri uyku alışkanlıklarım değişti pek tabii, eskisi gibi günde 16 saat uyuyamıyorum canım istediğinde. Ama hala sevdiğim bir rüyayı devam ettirme imkanım var sanıyorum. Batman Begins‘i izleyince, bir rüya görmüştüm, Batman oluyordum, kötü adam da Ali Poyrazoğlu (hiç sormayın!), fakat bütün gece kovalamama rağmen adamı yakalayamıyordum. Neyse işte..
Dün gece o rüyaya devam ettim, deliler gibi hazırlanıyorum kavgaya, kostümü giyiyorum, gizlice giriyorum adamın malikanesine, gece 4-5 gibi sanırım herkes uyuyor. Meğerse ben bu adamı takip ediyorum çünkü Bruce Wayne‘in (işte Batman oldum ya, Bruce Wayne oldum mu bilmiyorum ama, işte..) yani benim karımı ve çocuğumu kaçırmış (büyük hata!)..
Neyse tesadüfen çocuk odasından giriyorum, çocuk uyuyor, uyanıyor falan, onun sesine hanım geliyor. Oh süper kaçırcam hemen, lakin bu sırada cemshid’liğim tutuyor ve işemem gerektiğini farkediyorum.
Bir yandan da düşünüyorum ama, ulan kostümü nasıl çıkartıcaz, çok ta sıkıştım ama falan, neyse malikane ya adamın evi, kocaman terası var, kocaman terasta kocaman bitkiler var kocaman saksılarıyla. Ben de kendimi bildiğimden kelli, kasık bölgesini fonksiyonel yapmışım kostümde.. Hemencecik açıyorum işiyorum saksının dibine.
Şöyle bişi düşünün, saksının önünde, peleriniyle falan baya baya Batman var, ve işiyip hafif hafif yaylanıyor, aynı zamanda da etrafı kolaçan ediyor. İşte bu anda rüyada olduğumu farkettim, işi eğlenceye vurmaya başladım. Adamın evinde süper vakit geçiriyorum, büyük ekran tv var, bahçede barbekü yapıyorum falan.. Hanım delirmiş tabi, “körolasıca hadi götürsene bizi eve” diyor ben aylaklık yapıyorum rüyada olduğumun bilincinde..
Neyse işte, evde yiyip içiyorum ya, kostümün sınırlarını zorlama sırasının geldiğini farkediyorum, hanıma tuvaletin yerini soruyorum. Süper bir tuvalet böyle her yer mermer falan, duvarlara yekpare cam (MTV Cribs izlenmiş belli ki)..
Klozete pelerini falan sağlama alıp tünüyorum, tam işimi görmeye başladım, koridordan Ali Poyrazoğlu geçiyor pijamalı haliyle, ilk önce dikkat etmiyor ve gidiyor, sonra yavas yavaş geri dönüyor ve gülmeye başlıyor (Suçlamıyorum adamı kim olsa güler), filmlerde yaklaşık 5dk süren iyi adam-kötü adam konuşmasını yapıyoruz, mahsus uzattıkça uzatıyorum ki o sırada işimi bitireyim klozetin üstünde. İşimi bitiriyorum, beklenmedik çeviklikle Ali Poyrazoğlu’nun üstüne atlıyorum fakat tam o sırada uyandım.. Devamını muhtemelen 1 ay sonra falan görürüm, yine bu kadar eğlenirsem anlatırım söz..
7 bıçkın delikanlı, damdan dama zıplayıp şaklabanlık yapıyorlar, sonra bu iş böyle olmaz diyip hayır işleri için robin hoodçuluk oynamaya başlıyorlar. fragmanını izlediyseniz gitmenize gerek yok, çünkü tüm filmdeki hareketler o kadar yani, ya da tekrarlıyor. zıplıyorlar habire falan işte. ama afişi güzel baya..
Öncelikle diğeryerlerde okuduklarınızdan ne kadar etkilendiniz bilmiyorum, ama kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir film.
Tom Cruise ise son 2-3 haftadır ne kadar abuk olay varsa, ona bulaşmakla adını duymaktan bıkkınlık geçirtse de, harika bir performans sergilemiş. Dakota evladımız ise gene çok dikkat çekici, ama hep böyle psikopat psikopat gözlerini büyüterek bakmasından hoşnut değilim artık, Spielberg amcasına söylesin, olmadı E.T.‘nin 25. yılı 30. yılı falan şerefine bir daha çeksin, Drew ablamız yerine Dakota kardeşimizi oynatsın..
Dünyayı Amerikalı’lar kurtarmıyor bu filmde diyerek, sinemadan çıkışta 2 haftalık sevgilisine “Ahaha ya her felaketi de Amerikalılar engelliyor değil mi? canım benim” diye yavşayan gencimize burdan selam göndermek istiyorum..
numberone tv sağolsun, beleş bilet dağıttılar, kaptık bizde. gittim bugün hafifuyku ile birlikte…
anakin’in küçük emrah bakışları yıktı geçti beni, keşke Joshua Jackson oynasaymış dedirtti. ilk yarı aşk filmi gibi, pek bir romantik pek bi güzel-ki bunda natalie‘min katkısı büyük- ikinci yarı ise özellikle son 30 dk.’da yerimizde duramayıp alkışladığımız cinstendi.
yoda’nın ışın kılıcı kullandığı sahneler insanı kendinden geçirticek kadar etkileyiciydi. “bıdı bıdı - zvonnnn - bıdı bıdıdıbıdıd- zvonnnnn” ahah süperdi neyse işte. daha seyretmek gerek ama.
starwars.gen.tr adresinden filmle ve efsaneyle ilgili geniş bilgi alabilirsiniz.
Bugünüm Spiderman 2 izleyerek geçti… Filmi bir kaç kez izledim, ve sıkılmadım. Yani gayet başarılı, biraz hazmettikten sonra yediğim 10 kilo patlamış mısırı, ayrıntılı bir yazı yazacağım herhalde, umarım siz siteyi okuyan iki kişi spiderman seversinizdir..