inicio mail me! sindicaci;ón

"Günlük" arşivi

sel

Sel felaketi Vodafone’u da vurdu – Vodafone Genel Müdürü Serpil Timuray : ‘İnsanlık olarak suçluyuz, deodorantları sıktık havalara, inceldi ozon falan kalmadı. Küresel ısınma yüzünden buzullar eridi, sel oldu’ dedi. Detaylar ntvmsnbc’de

Read the rest of this entry »

MUDO Alışveriş Deneyimim

Bu topraklarda pek sıklıkla yazmıyorum belki ama twitter sağolsun mütemadiyen güncelleniyor site hayatımdaki ufak 140 karakterlik güncelleme cümleleriyle. Bazen de karşıma öyle olaylar çıkıyor ki 140 karakterden ötesini hakediyorlar.

Geçtiğimiz hafta NTV’de işe başladım, öncesinde bir süre belge toparlamaya çalışmakla geçti, neyse ki tamamlandı oldu bitti falan derken işe gideceğim pazartesi sabahına kadar farketmediğim/düşünmediğim bir olay oldu. Götüme olan pantolon sayısı azalmış. Şöyle ki 2 senedir ben her yaz sandalet-şort şeklinde gidiyorum işe, her kış ise çoğunlukla kot ya da bol cepli bol pantolonlar geçiriyorum yavaş yavaş semiren popoma.
Read the rest of this entry »

yardım lazım

Yaklaşık 2 küsür sene sonra ajans hayatına dönmenin sancısını yaşıyorum. Özel hayatımda ki dertlerin etkisi, iş hayatında yaşadığım pürüzlerle birleşince tuhaf bir ikilem içerisinde buldum kendimi. Öncelikle belirtmeliyim ki, iGOA ile alakası yok yaşadığım sıkıntının, sanıyorum artık kod yazmaktan bunaldım. Gerçi pürüzün çoğu kendi tasarım anlayışıma uymayan, ama gene de pek güzel olan, tasarımları kodlama sancısı. Onları kodlarken beynimin büyük kısmı ben olsam şunu şöyle çizerdim, bunu böyle çizerdimlere kayıyor.

İyi yaptığım şey kod yazmak olduğu için kendimi hiç bir zaman tasarımcı olarak nitelendirmedim yüksek sesle, yaptığım tasarımlardan memnun olsa da insanlar kendi uzmanlığımda kalmak daha mantıklı geldi hep. Multimap’teyken zamanla sesimi yükseltip, doğru bildiğim şeyleri dile getirmeye ya da oturup çizip örneklerle göstermeye başladım ki bu ısrarım bana Design & Usability Champion titri olarak geri döndü.

Şimdi düşünüyorum da, acaba geçmişimde kod yazarken yaşadığım sıkıntılar sebebiyle, daha temiz daha anlaşılır arayüzler çizme yetisi edinmiş tasarımcı tarafım artık ağır mı basmaya başladı. Memlekette kriz var diye, güvenli oynayıp mutsuz kalmak istemiyorum, en azından iş hayatında, bir yandan da yoğun ajans temposunda yüksek verimle tasarım üretecek kadar da antremanlı değilim. İki ucu boklu değneğin, iki ucu da elimde şu an, bir karar verip yoluma devam etmem lazım.

Böyle bir dönüşümü kariyerinde yaşamış olanlar, fikir verebilirlerse çok sevinirim.

son 1 ay

Tam bir ay evvel, hastası olduğum şirket Multimap’ten ve pek sevgili ofis hayatımızdan ayrılmak durumunda kaldım. Microsoft tasarruf tedbirleri sebebiyle bütün ofisi kapatınca, ben dahil 20 kişi kanepe hayatına geri döndü. Bu süreçte en çok üzen şey, Multimap’in içinde MS olmadan ki hali gibi bir şirketi özleyeceğimizi bilmemdi ama artık MS’i Multimap’in içinden çıkartmak mümkün değil tabi.

Biraz dinlenip kafayı topladıktan sonra ki hedefim, aldığım tazminatı aklımda bir süredir olan projenin finansmanı için kullanmaktı. Fakat hayat hep ufak sürprizler çıkartıyor karşımıza. Son 2 işimde olduğu gibi, gene tamamen tesadüf eseri rastladığım bir iş ilanıyla zıpladım iGOA tayfasına.

iGOA ilginç bir ajans -gerçi her ajans gibi bir sürü iş var yapılacak, pff- sevdiği şeylerin peşinden koşarken, bir yandan da çalışmayı düstur edinmiş adamların kurduğu bir yer. Hoş sevdikleri şey kısmı biraz ilginç. Bu yaratıcı adamlar Hindistan seviyor, Hindistan’da ofis açacak kadar hem de. Bir de ofiste bariz bir Galatasaray havası esmekte ki o konuda gıkım çıkmıyor.

iGOA’ya katılmam kesinleşince hali hazırda uğraştığım ve aklımda olan projelere de hız vermiş durumdayım. Çok sevdiğim 2 arkadaşımın projesi olan sopido bunlardan birisi. Önyüzünde görülen herşeyin A’dan Z’ye benim eserim olacak olması sebebiyle üzerine titriyorum.

Bir diğeri de, tazminatla finanse etmek istediğim fikrim. İşlerini pek takdir ettiğim arkadaşlarla kurduğumuz, aralarda okyanuslar olsa da birlikte projeye inandığımız bir durum söz konusu. Mutfakta sopido pişerken, yeni projenin de başlangıcı için alışverişe başladık diyebiliriz.

Arada bir de 14 Şubat vardı tabi, hediyelerin en güzelini kendime armağan ettiğim 2009 Sevgililer günü. iGOA’ya dahil olunca boşa çıkması olası taminat paralarını, şu yanda gördüğünüz bebeğe yatırdım. Henüz aşkımızın 2. haftası ve hala cicim aylarımızın başındayız. Allah bir masada beraber kocamayı nasip etsin. Amin!


Son olarak ta, dün gecenin olayı. iGOA sebebiyle Hindistan’a bir “bizim memleket” durumları ortaya çıkınca, deli gönül bağırmak istiyor.
“Nasıl koyduk Oscarlarda Çocuğu, Toprağım!”

multimap – microsoft macerası

1.5 sene evvel, en olmadık şekilde başlayan multimap macerası, 1 sene evvel microsoft’a satılınca biraz gazını kaçırmıştı. Bugün ise fişi çekildi. Microsoft, Multimap‘in Londra’da ki ofisinin haricinde tek geliştirme ofisi olan İstanbul Ofisini maddi gerekçelerle kapattı.

Daha sonra paylaşılacak çok şey kaldı geride. Bugün; kurduğumuz dostluklar, edindiğimiz tecrübelerle ayrıldık ofisten. Multimap kültürünü öğrendik ki, umuyorum ki bunu kuracağımız/katılacağımız ofislerde devam ettirmeyi düstur haline getiririz, bizlerle bu ayrıcalığı yaşayamayan kişilere de bu keyfi yaşatırız.

Gün boyunca, desteklerini esirgemeyen bütün herkese teşekkürler, gerek twitter‘da gerekse friendfeed‘de ki destek mesajları inanın bugün bile gülümsememize yetti.

Ama izninizle günün oscar’ını; Londra ofisinde çalışan Willem’a şu twitterıyla sunuyorum..

kararlar, zor şeyler..

Terör, Cep Telefonu, Ekonomik Kriz ve Ortadoğu

3 küsür ay önce sinirim kalkmıştı CNN’e, Güneydoğu’da PKK’nın pusu kurup öldürdüğü şehitlerimiz ardından yayınladığı haberde, Avrupa birliğinin ve Amerika’nın terörist örgütler listesinde yer alan PKK’dan Kürt Asiler olarak bahsediyordu. Cevap olarak There is no such a thing as Kurdish Rebels‘i yaptım.

2 Ay önce, Numara taşınabilirliği başladı, taşınan numaraları takip içinde devletimiz bir site açmış, ama ingilizce açmış. Mehmet’le ufak bir muhabbetten sonra NumaraNerede çıktı ortaya.

2 Hafta önce, Cuma akşamı ofisten çıkmadan önce ekonomik kriz muhabbeti sonrasında, krizin teğet geçmeyip, ortadan girdiğini konuşurken, Kenara Değil Tam Ortaya çıktı.

Dün ise artık televizyonda yaralı ya da cansız çocuk bedenleri görmenin ne kadar manasız olduğunu düşünüyordum. Televizyonda görmek manasız değildi ama, çocukları bu hale getirmenin savunulacak hiç bir manası yoktu. İsrail’in saldırısı ilk başladığında uzun bir süre ses çıkarmayan birilerinin dikkatini çekebilmek, en azından ufakta olsa biraz ses duyurabilmek için Stand up For Gaza çıktı bugün öğle tatilinde.

Tek sayfalık siteler, boktan dünyayı düzeltecek değiller tabii ki, hepimizin çok daha ciddi şekilde düşünmesi gerekir bazı şeylerin önüne geçebilmek için. O şeyi bulana kadar, mütemadiyen bir şeylere muhalefet olup, bir sayfayla karşılarına dikilmeye kararlıyım, sanırım..

akıllı insan işi değil

tanıyan bilir, daimi olarak ayakları yeryüzünde tutmayı seven bir insanım, küçükken kaykaya bile ters gözle bakardım. nasıl basket oynadığıma şaşırıyorum bazen, o derece 2 ayak yerde kalmalı diyenlerdenim.

sözün özü, şu insanların yaptıklarına her ne kadar akıl erdiremesem de, görüntüler i-na-nıl-maz.

İçelim, Güzelleşelim

2008′i ne yazık ki pek iyi anılarla hatırlayamayacağım geriye dönüp baktığımda, her ne kadar çok olumlu havada başlamış olsa da, kendisi 5. ayından itibaren boka sardı. Nasıl geçtiğini bile anlamadım açıkcası…

Umuyorum ki 2009, ortadan delmesi kesin olan ekonomik kriz bir yana, 2008′den daha başarılı geçer ve hepimize sağlık ve mutluluk getirir.

Her halukarda, “İçelim, Güzelleşelim”. Sağlığınıza..

kurban – meat is murder…

çıldırıyoruz toplum olarak bu bayramda, başka gün mutfakta yumurta kırmaktan aciz kocaman adamlar alıyorlar ellerine bıçakları, koşuyorlar koyunların/koçların arkasından, zaman zamanda danaların önünde..

her sene de; bu sefer yemeyeceğim diyorum kurban eti, lakin sülalenin kavurma geleneği o kadar işlemiş ki bünyeye, atmak na-mümkün.. gene de bu sene tavrımı koydum toplum içinde..

Üstelik üzerime geçirdiğim T-Shirt, yaşadığım ikilemi o kadar iyi yansıtıyordu ki,..

Meat is Murder…
tasty, tasty murder..

ve evet, artık mide kramplarından yere kapanmış vaziyetteyken, kuzenimin 6 yaşındaki oğlunun çektiği fotoğraftaki halimi görmektesiniz..

Next entries »