inicio mail me! sindicaci;ón

"Eylül, 2006" arşivi

Yamakasi

7 bıçkın delikanlı, damdan dama zıplayıp şaklabanlık yapıyorlar, sonra bu iş böyle olmaz diyip hayır işleri için robin hoodçuluk oynamaya başlıyorlar. fragmanını izlediyseniz gitmenize gerek yok, çünkü tüm filmdeki hareketler o kadar yani, ya da tekrarlıyor. zıplıyorlar habire falan işte. ama afişi güzel baya..

War of the Worlds

Öncelikle diğer yerlerde okuduklarınızdan ne kadar etkilendiniz bilmiyorum, ama kesinlikle gidilip görülmesi gereken bir film.

Tom Cruise ise son 2-3 haftadır ne kadar abuk olay varsa, ona bulaşmakla adını duymaktan bıkkınlık geçirtse de, harika bir performans sergilemiş. Dakota evladımız ise gene çok dikkat çekici, ama hep böyle psikopat psikopat gözlerini büyüterek bakmasından hoşnut değilim artık, Spielberg amcasına söylesin, olmadı E.T.‘nin 25. yılı 30. yılı falan şerefine bir daha çeksin, Drew ablamız yerine Dakota kardeşimizi oynatsın..

Dünyayı Amerikalı’lar kurtarmıyor bu filmde diyerek, sinemadan çıkışta 2 haftalık sevgilisine “Ahaha ya her felaketi de Amerikalılar engelliyor değil mi? canım benim” diye yavşayan gencimize burdan selam göndermek istiyorum..

ps: ekşi’de ki şu yorumda süper başarılı…

Starwars Episode II

numberone tv sağolsun, beleş bilet dağıttılar, kaptık bizde. gittim bugün hafifuyku ile birlikte…

anakin’in küçük emrah bakışları yıktı geçti beni, keşke Joshua Jackson oynasaymış dedirtti. ilk yarı aşk filmi gibi, pek bir romantik pek bi güzel-ki bunda natalie‘min katkısı büyük- ikinci yarı ise özellikle son 30 dk.’da yerimizde duramayıp alkışladığımız cinstendi.

yoda’nın ışın kılıcı kullandığı sahneler insanı kendinden geçirticek kadar etkileyiciydi. “bıdı bıdı – zvonnnn – bıdı bıdıdıbıdıd- zvonnnnn” ahah süperdi neyse işte. daha seyretmek gerek ama.

starwars.gen.tr adresinden filmle ve efsaneyle ilgili geniş bilgi alabilirsiniz.

Spidey

Bugünüm Spiderman 2 izleyerek geçti… Filmi bir kaç kez izledim, ve sıkılmadım. Yani gayet başarılı, biraz hazmettikten sonra yediğim 10 kilo patlamış mısırı, ayrıntılı bir yazı yazacağım herhalde, umarım siz siteyi okuyan iki kişi spiderman seversinizdir..

Showtime

Bu filmdeki kadroyu eğer koruyup 1-2 devam filmine ikna ederlerse “ta daaaaa” yeni cehennem silahı serimiz var demektir. tabi süper başarılı değil, lakin gene de kadro da potansiyel var bence, iyi sayılabilcek bir başlangıçta yapılmış oldu. filmin sonu biraz çabuk bitti, yani giriş/gelişme olayları baya bir sürdü film 3 dakikada bitti. tek eksiği de buydu.

eddie murphy’e beverly hills cop’tan beri bu kadar gülmemiştim, keza robert de niro’da yaşlanmasıyla birlikte çekmeye başladığı komedi filmlerindeki istikrarını sürdürüyor. gidiniz görünüz bu filmi sonuç olarak.

Panic Room

İlla gitmem gerekiyordu bu filme, malum david fincher yönetmiş; ki kendisinin önceki filmleri “seven“,”fight club” gibi yapımlar. jodie foster’da oynamış pek güzel.

olay şu, zenginsin, kocaman evin var, hafifte sıyırmışsın. naapcanı şaşırıyorsun, evin bir yerine ufacık çelikten bir oda yapıyorsun, bununla yetinmiyorsun evin heryerine kameralar koyuyorsun. neymiş efendim panik odasıymış. tabii bunu öğrenen hırsızlarda, “lam bu herif kendini odaya kapatır, bizde rahat rahat çalar çırparız” diyorlar hurraa giriyorlar eve.

bissürü olay oluyor sonra. güzel film. ama “seven” kadar değil, “fight club” kadar hiç değil. siz en iyisimi spiderman’i bekleyin.

Mulholland Dr.

gittim bu filme, david lynch (imdb | official) yönetmiş gidelim dedik. iyi dedikte. salonda tın tın eden bişi vardı hep, üstelik ilk seanstı karnım acıktı ve şeker yedim. sonra çok şeker yedim midem bulandı ve filmde iki hatun sevişti (bkz: spoiler).

zaten filmde david lynch filmi, pek bişi anlamadım yani, çeşitli teoriler üretmekteyim henüz film üzerine. zamanla anlarım ama herhalde. saolsun bazı arkadaşlar burada bişiler açıklamışlar kendilerince. izlediyseniz ve anlamadıysanız benim gibi okuyun belki yardımcı olur.

ps: bakırköy avşar salon 5′te izledim ben çatur çutur seslerle. mümkünse başka salonda izleyin.

Hön hön, hön hön

aslen gitmeyi sevmem bu tür filmlere hatun kişilerle, yalnız abuk bir tesadüfle 2 gün üstüste geceyarısı seansına gittim “gecenin nefesi – the mothman prophecies”e. normal zamanlarda gitmeyeceğim için biletleri bu sefer dişi kısım ödedi (richard gere aşkı neler yaptırıyor insanlara-kızlara).. garip bir film, geriyor adamı. ilkin de tabi sadece. ikincide uyuyordum az kalsın. gittik ama görmedik demeyiz en azından millete..

Hadi Hayırlısı

Hafta başlıyor yeniden, okul & iş. Yoğun geçecek hafta boyunca izlenecek güzel filmler var gibi, Dünya’nın uzak ucu (Master and Commander), Üçkağıtçılar (Matchstick Men) ve cuma günü gelecek olan, hala divx’ini edinip izlemediyseniz Samuel L. Jackson ve Colin Farrell’dan öte Michelle Rodriguez için gidilecek Özel Tim (S.W.A.T.)

Haftaiçinde okuldan zaman buldukça mutlaka siteye birşeyler ekleyeceğim… Siz bu sırada bayram tekrarlarından çıkmış olan cnbc-e‘den gözünüzü ayırmayın…

Diane Keaton

Annie Hall izlerken farkettim ki, Diane Keaton süper bir hanımefendiymiş. Bakın ne çıtır diyorum ne hatun diyorum.

Zaten bir süre önce izlediğim Something’s Gotta Give – Aşkta Herşey Mümkün isimli filmde hem yaşı geçkin hem güzel hem çekici nasıl olunur diye gözümüze gözümüze sokmuş tecrübesini. Neyse işte moralim bozuldu benim bu Diane Keaton’a…

Neden sanki 40 yaş daha genç değil ve İstanbul’da ikamet etmiyor ki, hatta bu kadar şey istemişken hafif tombul hatta biraz gürbüz erkeklerden hoşlanmasını da isteyebilirim, az biraz evcil birisi olabilirdi pekâla, evden çıkmak istemezdi benim gibi… Şimdiki yaşantısıyla alakalı bir şey yapıp günboyu film izlerdik misler gibi -Sonrası sizi ilgilendirmez-… Ya da ben 40 yaş daha büyük olsaydım, Amerika’da ikamet etseydim, Al Pacino veya Jack Nicholson olsaydım, Diane’imle günümü gün etseydim…

Gördüğünüz gibi ilk istek daha makul sınırlar içerisinde kaldı, ikincisine göre …

ps: bu yazı bana Gmail uzantılı bir e-posta adresi kazandırdı. İlginç bişi vesselam…

« Previous entries · Next entries »